Estetik olanı neden seviyoruz?
Güzellik insandaki bir duyuysa, bir duyumsamayı; dolayısıyla da bizim dışımızda var olan ve güzel olarak sıfatlandırılan bir nesnenin varlığını gerektirir

Konuya detaylıca girmeden önce şu soruları sormamız gerektiğini düşünüyorum:
Güzellik insandaki bir duyuysa, bir duyumsamayı; dolayısıyla da bizim dışımızda var olan ve güzel olarak sıfatlandırılan bir nesnenin varlığını gerektirir. Peki bu nesnede var olan ve bizim ona güzel dememizi doğuran şey nedir? Hangi sebeplerden, niteliklerden dolayı bizde güzellik duygusu oluşur? Hangi ögeler bir araya geliyor da bir şey bize güzel geliyor? Bu estetik beğeninin biçimi, bileşimi nedir? Estetik, bu ve buna benzer soruları kendine problem edinmiş; felsefenin en genç ve aynı zamanda en yaşlı disiplinlerinden birisidir. Köklerini Sokrates, Platon ve Aristo'ya değin götürebileceğimiz bu alan, Alman düşünür Baumgarten'in sayesinde isim kazanmış ve bir bilim olarak inşa edilmeye başlanmıştır. Estetik sözcüğü "aisthesis" sözcüğünden gelir.Bu sözcük, duyum,duyulur algı anlamına geldigi gibi "aisthanestai" sözcüğü de duyu ile algılamak anlamına gelir. Estetik,Baumgarten’e göre bir çeşit mantıktır.Kendi deyimi ile "mantığın küçük kızkardeşi"dir.Estetik bulduğumuz bir nesnede, aslında bu duygumuzu okşayan şey, yakaladığımız mantık ilişkileridir. Bir nesne bize içerdiği mantık bağlantılarını ne kadar veriyorsa (veya biz onu ne kadar alabiliyorsak), o nesneyi o derece estetik buluruz. Mesela bazılarına anlamsız bir metal yığını gibi gözükse de, buhar kazanlı lokomotif estetik bir nesnedir. Lokomotifi estetik bulmayan kişinin düştüğü handikap da budur; mekanizmasının elemanları arasındaki ilişkileri yakalayamayıp onu işlevsiz bir yığın gibi algılamak. Matematikteki zarafeti anlamayan çoğu kişi de aynı meseleden muzdariptir aslında. Semboller, ifadeler arasındaki ince mantık ilişkilerini ıskalarsak şayet, bize estetik görünmeyecektir. Picasso'nun resimlerini estetik bulmayan kişiler de, resimdeki ögeler arasındaki veya resimdekiyle dış gerçeklikteki öğeler arasındaki mantık ilişkilerini yakalayamıyorlar şüphesiz... Çevre hakkında doğuştan önce ve sonra edindiğimiz bilgiler, kafamızda dış dünya hakkında bir model oluşturur. Deneyimler arttıkça bu model değişse de, birçok özelliği sabit kalır. Dağların şekillerinin yere yaklaştıkça büyüyen bir koniye benzemeleri, dağ görmüş her kişi için sabit bir bilgidir. İki ucundan asılmış bir ipin şekli, matematik bilmeye gerek kalmadan bilinebilir.Bunlar doğumdan sonra edinilen bilgilerdir. Karşı cinsin bedenine verilen tepkiler ise doğuştan önce edinilmiş bilgilere güzel bir örnek oluşturur. Bu durumda, estetik, bir nesnenin/durumun, doğuştan gelen veya deneyimlerle edinilen bilgilerle karşılaştırılma noktasıdır diyebiliriz. Dünyadaki bilinmezler hakkında milyonlarca yıldan beri toplanan cevapların elimize tutuşturulmuş cevap anahtarıdır.Başka bir deyişle,insan aklının,kendisine bütün tapınakları,katedralleri,sarayları,heykelleri,resimleri,ezgileri,senfonileri ve bütün şiirleri yaratma olanağı veren kendi eylemi üzerinde durup düşünmesidir. Mesela, doğada estetik bulduğumuz oluşumlara bakalım; uzun ince, düştü düşecek gibi görünen bir kaya, ona olan yakınlığımıza göre estetik veya çirkin görünebilir. Bu kayaya uzaktan baktığımızda, onun büyük bir potansiyel enerjiyi içinde barındırdığını görüp, bu kayanın "güzel" olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen, bu kayanın dibinde piknik yapmayız. Yakın mesafede bize zarar verebileceğini bildiğimiz bir nesne olan bu kaya, bırakın estetiği, bize çirkin ötesi bir baş belası olarak görünecektir. Gördüğümüz üzere nesnenin estetik olup olmadığı hakkında karar verirken, elimizdeki mevcut bilgilerin, yani "antik cevap anahtarı"nın olduğu fikrini gözden kaçırmamış olduk. Buraya kadar özetlersek, estetik olan şeylerle neden mutlu olduğumuz, estetik dışı olanlardan neden uzaklaşmak istediğimiz, bu nesneyle iletişimimizde yaşadığımız duygulanımlar, hepsi aynı şeye işaret ediyor: Estetik, dünya hakkında milyonlarca yıldan beri toplanan bilgilerden oluşturulmuş bir şablon. Estetik olarak uygun bulduğumuz şeylerin yanında mutlu oluşumuz, güvenlik veya duygusal tatmin imkanı sağlayan bir şeyle karşı karşıya olup bu durumu mümkün mertebe korumamız gerektiği, kodlanmış bilgilerden geliyor. 50 yıllık bir kuraklık sonucu yağmur damlası son derece estetik bir imge olabilir. Doğurganlıkla ilgili yaygın bir hastalık olduğunda güçlü kuvvetli, kilolu kadınlar daha estetik görülebilir.Kırsal alanda kaslı erkekler estetik görülürken, kentte zeki erkekler estetik olabilir. Kuzeyde dinlendirici, güneyde hareketli müzikler estetiktir.Son derece normal, her yerde görülebilen gerçekçi ya da sürreal bir ağaç resmi de estetik olabilir. sıradan insanların hayatından bahseden ve güçlü bir anlatım tekniği yakalamış bir edebi eser de estetik olabilir. Şunu da belirtmek gerekiyor ki estetiği yalnızca görüntüyle ilişkilendirmek yanlış olur. Sadece somut bir kavram değildir. Beğeniye hitap eden bir söz, yazı, müzik, hatta ruh da estetiktir. Şu bir gerçek ki,bir şeyde estetik olmadığında, onda muhakkak bir eksiklik vardır. Çünkü insanın temel güdüsü, sıkıcı olanı ilginç olana çevirmektir. Estetik bu anlamda hayatımızın kaçınılmaz bir güzelliği. Kant'ın da dediği gibi "ertelenmeyecek bir kilometretaşı gibi..." Sevgiler, Feryal...Reklam
Yorumlar(0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…

