Meşhur Mona Lisa tablosu
Da Vinci, Mona Lisa tablosunu bundan yaklaşık 500 yıl kadar önce resmetti. Resmin bitmesi tam 12 yılını aldı

Meşhur Mona Lisa tablosu... Üzerine ne çok konuşuyor, tabloyu ne kadar çok yorumluyoruz değil mi?
Bir başka yazımda da kendisine uzun uzun değinmiştim. Ama bugün farklı bir açıdan yaklaşacağım konuya. Da Vinci, Mona Lisa tablosunu bundan yaklaşık 500 yıl kadar önce resmetti. Resmin bitmesi tam 12 yılını aldı.1517 yılında biten tabloyu ise 1800'lü yıllara kadar kimse bilmiyordu. Yani, yapar yapmaz meşhur olmamıştı.1700'lü yıllardan beri Fransa'da Lourve müzesinde sergileniyor. O yıllarda hiç öyle özel yeri olan, ekstra ziyaretçi çeken bir tablo değildi. Ama günümüze bakarsanız, resimden anlamayan, ilgisi olmayan insanlara dahi tablo ismi sorsanız hemen Mona Lisa ismini verirler. Peki Mona Lisa o günden bugüne nasıl bu kadar ünlü oldu. Mona Lisa tablosunun kaderi aslında 1911 yılında Louvre müzesinden çalınmasıyla değişti.Müzeyi gezenler, müzenin nasıl korunaklı bir müze olduğunu, eserlerin kurşun geçirmez cam arkasında sergilendiğini, hepsinin üzerinde alarm olduğunu, çalmaya karşı tablolarda acil durum tepki sisteminin de olduğunu bilirler. Tablo çalındığı zamanlarda tablo öylesine sıradan bir tabloydu ki, görevliler bile bir gün sonra çalındığını fark edebildiler. Onda da durumu kendileri değil, ziyaretçilerden biri fark etti. Müzede bu konu büyük olay yarattı.Tablo,1911 yılı, 1. Dünya Savaşı'ndan tam üç yıl önce çalınmıştı. O dönemde tüm Avrupa'da büyük bir gerilim söz konusuydu. Fransız medyası bu konuda çok şiddetli suçlamalarda bulunda. Almanya'nın bu tabloyu çalmış olduğunu iddia etti. Dedektifler her gün müzede parmak izi arıyorlardı. Polis şehrin her noktasında arabaları durdurup arama yapıyordu.Tüm sokaklara 'aranıyor' yazısıyla beraber binlerce afişi asıldı. Böylece tablo bir anda tüm Avrupa'nın hatta nerdeyse tüm dünyanın gündemine oturmuş oldu. Louvre tam bir hafta boyunca ziyarete kapatıldı. Geri açıldığında ise insanlar akın akın Mona Lisa tablosunun çalındığı duvarı görmeye geliyorlardı. Polis araştırmaları sonucu bir şüpheliyi yakaladı. Şüpheli, o dönemin ünlü şairlerinden Guillaume Apollinaire idi. O dönemde müzenin yakılması gerektiği ile ilgili çok fazla insanı kışkırttığından, polis o kişi üzerinde yoğunlaştı. Bu arada araştırmalar devam ederken müzeden iki tane küçük heykelciğin daha şairin sekreteri tarafından çalındığını fark ettiler ve şairi tutukladılar. Şair tabloyu çaldığı konusunda suçlamayı kesin bir dille reddediyordu. Fakat heykelcikler kendisine sorulduğunda, resimleri daha iyi çizebilsin diye Pablo Picasso isimli bir arkadaşına hediye ettiğini söyledi.Bizim meşhur Picasso:) Ama polis bu iki kişinin gerçek şuçlu olmadığını fark etti ve şairi serbest bıraktı.Aylar geçmesine rağmen tablo bulunamadı. Bu süreçte insanların her biri dedektif edasıyla tablonun akıbeti ile ilgili yalan yanlış bilgileri yaymaya devam ettiler.Öte taraftan; dünya yavaş yavaş Büyük savaşa doğru sürükleniyordu ve gazeteler her gün Almanlar hakkında yeni komplo teorileri ortaya atıyordu.Bunlardan birisi de Almanların Fransızları aşağılamak için tabloyu çaldığı iddia ediliyordu ki, kamuoyu bu teoriyi son derece mantıklı buluyordu.Sadece Almanya değil, Amerika, Brazilya ve hatta Japonya bile bu konuda suçlanıyordu. Aylar geçmiş olmasına rağmen konu artık tüm dünyayı ilgilendiren bir konu haline gelmişti. Halk komploo teoileriyle uğraşıp dururken gerçek hırsız Vincenzo Perugia, onu tek odalık evinde küflü bir sandık içine saklayıp duruyordu. Müzenin eski tamircilerinden biri olan İtalyan asıllı Perugia'nın asıl hedefi,tabloyu İtalya'ya götürüp onu yüklü miktarda satabilmekti. Ama skandal öyle büyümüştü ki ne yapacağına karar verememişti.O esnada polis onu iki sefer eski çalışan olarak sorguya çekmiş fakat yine de kimse ondan şüphelenmemişti. Perugia,uzun süre tabloyu saklamayı başardı.Daha sonra kod isim ile İtalya'da bir sanatsevere mektup yazarak Mona Lisa tablosunun elinde olduğunu, tablonun asıl yeri olan İtalya'da sergilenmesi gerektiğini ve kendisine satabileceğini iletti. Sanatsever onu İtalya'ya davet etti ve tam o esnada polis ile görüşerek kendisini suç üstü yakalattı. Mona Lisa tam iki sene sonra ele geçirilebilmişti. Peki Perugia bu tarihi hırsızlığı nasıl yapabilmişti? Müzede tamirci olarak çalışan Pergia, Mona Lisa'nın birkaç defa cam koruma sistemini tamir etmiş, tabloyu yakından izlemiş ve ona hayran kalmıştı. Müzeye rahatça girip salondaki süpürge odalarından birinde sabaha kadar beklemiş ve sabah yedide müzeyi yeni güne hazırlayan çalışanların arasına karışmıştı.Tabloyu kolaylıkla cam korumasından çıkarmış, beyaz bir kağıda sarıp rahatlıkla çıkarabilmişti. Perugia İtalya'da mahkeme karşısına çıkarıldığında Mona Lisa'nın Napolyon döneminde İtalya'dan çalındığını, İtalya'ya ait olması gerektiğini düşündüğü için tabloyu çaldığını iddia etmişti.Aslında bu doğru değildi. Napoli dönemimde tablo, legal yollarla sahibinden satın alınarak Fransa'ya gönderilmişti. Para karşılığında satma teşebbüsüne rağmen Perugia'nın mahkemede bu vatansever savunması onun sadece 1 yıl ceza almasını sağlamıştı.Yedi ay yattıktan sonra ise serbest bırakıldı. Mona Lisa ise artık çok ünlü bir tabloydu. Fransa'ya geri gittiğinde müzede sadece iki günde 120.000 kişi tarafından ziyaret edildi. Yıllar geçtikçe daha da ünlenmeye ve şanı daha çok yayılmaya devam etti.Tablo tanındıkça resimdeki daha fazla detay da daha çok insanın ilgisini çekmeye başladı. Günümüzde Mona Lisa her yıl 8 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor.Tabloyu daha öceki yazılarımdan birinde sanatsal olarak biraz analiz etmiştim. Şimdi detayarına girmeyeceğim fakat ilgi çekici birkaç noktasını da burada yazmadan geçemeyeceğim. Tablonun adı Leydim Lisa demek. Aslında Monna Lisa olması gerekiyor. İtalyancada mona ağır bir küfür anlamına gelse de zamanla Monna ismi Mona'ya evrilmiş. Bir İtalyan tüccarın Lisa isimli karısına hediye amaçlı Da Vinci'ye yaptırdığı iddia ediliyor. Da Vinci gizem yaratmak amacıyla bu tabloyu çizmemiş olsa da, kadının gülümsemesindeki gizem, tabloyu özellikle hırsızlık olayından sonra daha da dikkat çekici hale getirmeyi başarmış. Aslında Da Vinci, insan anatomisinden çok iyi anladığı için,optik bir illüzyon ile bunu başarabilmişti.Yumuşak ve kademeli renk ve gölge geçişleri sayesinde resme uzaktan baktığınızda Lisa'nın hangi açıdan olursa olsun çok samimi ve sıcak gülümseyişini görürsünüz. Yakından baktığınızda ise zoraki ve baskılanmış bir gülümseme olduğunu fark edersiniz. Bazı insanlar bundan yola çıkarak Da vinci'nin gözlerin içine değişik şifreler ve semboller yerleştirdiğini düşünse de,bu şekillerin tamamen rastlantı ile atılmış fırça darbelerinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmiyor:) Louvre müzesini bir gün ziyaret edecek olursanız, müzye girer girmez Mona Lisa tablosunun yerini gösteren tabelalarla karşılaştığınızda bu yazı ve hikaye aklınızda olsun:) Sevgiler, FeryalReklam
Yorumlar(0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…

